Yaratmanın Dili: Kur’an’da Kök Fiiller ve Âdem Sorusu

Kur’an Yaratmayı Nasıl Anlatır?

Kur’an, yaratılışı anlatırken tek bir kelime kullanmaz. Kullandığı her fiil, bilinçli bir seçimdir ve farklı bir gerçekliği işaret eder.

Kuran’da yaratma – biçim verme – işlev atama gibi yaratıcı ve tasarımcı fiillerinin kök haritaları:

ha-le-ka / Haleka
Bir ölçüye göre biçim ve düzen vererek yaratmak, belirlenen bir modele göre ortaya çıkarmak.
23:14, 51:56, 87:2

ka-de-ra / Kaddera 
Tüm olasılık hesaplarıyla tasarlamak, ölçü, miktar ve sınır koymak.
25:2, 54:49

be-de-a / Bedea
Örneksiz ve emsalsiz şekilde icat ederek başlatmak, benzersiz ilk başlangıcı sağlamak.
2:117, 6:101

fe-te-ra / Fatr
Yarıp açarak başlatmak, parçalara ayırmak, doğal yapı ve öz fıtrat kurmak.
35:1, 82:1, 30:30

ce-a-le / Ceale
Mevcut olana işlev, rol ve konum atamak.
2:22, 10:5, 25:2

be-ra-e / Bera
Kusurdan uzak/beri şekilde ve uyumlu kılarak plandaki haline tam uygun, kusursuz, eksiksiz ve pürüzsüz bir şekilde ortaya çıkarıp icra etmek.
2:54, 59:24

sa-ve-ra / Savera
Suret ve form vererip süsleyerek şekillendirmek.
Örn: 3:6, 59:24

ne-şe-a / İnşa
Meydana getirmek, yetiştirip büyütmek, kurarak katman katman yükseltmek.
23:14, 56:35, 29:20

Sanea- sanat - Sanai
Ustalıkla imal etmek, sanat icra ederek şekillendirmek, ince işçilik yapmak. 
20:41

ha-ye-ye / Hayat 
Can vermek, yaşamasını sağlamak, madde olana müdahale ederek canlılığını sağlamak, hayat vermek, diriltmek. 
2:28, 2:258

se-ve-ye / İstiva
Oranlamak, dengelemek, düzgünce tesviye etmek.
87:2, 82:7, 32:9

fe-le-ka / Felaka
Yarıp çıkarmak, yararak süreç başlatmak.
6:95-96

ne-fe-ha / Nefeha
Ruh üflemek, canlılık kipinin bilincini açmak.
32:9, 15:29, 38:72

be-ne-ye / Bina
Bina etmek, kurmak, kozmik mimariyi tesis etmek.
51:47, 79:28

en-be-te / Enbeta
Bitirmek, nebatı çıkarmak, ard'dan biyolojik döngü üretmek.
23:19, 71:17-18

za-ra-e / Zara’a 
Var edip çoğaltarak yaymak, türleri sermek. 
42:11

be-a-se / Ba's
Yeniden kaldırıp diriltmek, uyandırarak canlandırmak, cansız olanı yeniden tetiklemek.
22:7, 30:11

a-de-le / Adalak
Dengeye koymak, ayar tutturmak, eşit ve orantı ile hareket etmek.
82:7

se-ha-ra / Tashir
Fonksiyonel tahsis sağlama, buyruğu altına alarak boyunduruk ile hizmet vermesini sağlamak
45:13, 16:12

 “Haleka” bir ölçüye göre biçim vererek yaratmaktır. “Ceale” ise bunlardan tamamen farklıdır: var olan bir şeye görev, rol, konum vermektir,  yaratmak değil, atamaktır. Bu ayrım tesadüfi değil; Kur’an’ın dili bu kadar hassas ve tutarlıdır. Bir fiil seçildiğinde, o seçim bir şey söylemek içindir.

Âdem “Ceale” İle Görevlendirildi

Bakara suresi 30. ayette Allah meleklere “Ben yeryüzünde bir halife kılacağım” der burada kullanılan fiil “ceale”dir, “haleka” değil.

Bu, gözden kaçırılmaması gereken bir noktadır. Metin açıkça bir atamadan bahsediyor. Eğer Kur’an burada Âdem’in bedeninin sıfırdan yaratıldığını söylemek isteseydi, tıpkı başka ayetlerde yaptığı gibi “haleka” derdi. Ama demiyor. “Câilun” — “kılan, atayan” diyor.

Bu dilsel seçim, halifelik makamının önceden var olan bir varlığa(homosapiens) sonradan verildiğini düşündürür. Yani Âdem’in hikâyesi, bir bedenin yoktan yaratılması değil, zaten var olan bir canlıya ahlaki sorumluluk, bilinç ve halifelik statüsünün bahşedilmesi hikâyesi olarak okunabilir.(neandertalin ADAM/ADEM olması). Bu okuma, ayetin kendi kelime seçimine en sadık okumadır.

Evrim, Neandertal, Homo Sapiens

Bu dilsel gerçek, evrimsel süreçle Kur’an arasında hiçbir çelişki olmadığını gösterir. Fosil kayıtları insanın kademeli bir gelişimle ortaya çıktığını göstermektedir. Kur’an’ın “ceale” fiiliyle anlattığı şey de tam olarak buna denk düşer: biyolojik olarak zaten var olan bir türe, belirli bir anda ahlaki bilinç ve sorumluluk statüsünün verilmesi. Âdem, insan türünün biyolojik başlangıcı değil, o türün ahlaki ve manevi eşiğidir. Bu, metni zorlamak değil, tam tersine “ceale” ile “haleka” arasındaki farkı ciddiye almaktır.

Âdem’in Çocukları: Sorgulanması Gereken Bir Boşluk

Eğer Âdem tek başına, sıfırdan yaratılmış tek bir insan değilse, eğer o, zaten var olan bir topluluk içinden seçilip görevlendirilmiş bir öncüyse, o zaman “Âdem’in çocukları birbirleriyle evlendi” anlatısının da yeniden düşünülmesi gerekir. Bu anlatı, yalnızca sonradan gelen tefsir ve hadis rivayetlerine dayanır; Kur’an’ın kendisinde böyle bir ayrıntı yoktur. Ve bu rivayetlerin önemli bir kısmının zayıf senetli olduğu, hatta İsrailiyat kaynaklı olduğu klasik alimler tarafından da kabul edilmiştir.

Saffat suresi 155. ayetteki “Hiç düşünmez misiniz?” çağrısı tam da burada anlam kazanır. “Güzel ahlakı tamamlamak için” gönderilen bir tesulün öğrettiği dinde, insanlığın en başına ensest gibi bir ahlaki çelişki yerleştirmek zorunda değiliz.

“Ceale” fiilinin işaret ettiği okuma, yani Âdem’in var olan bir insan topluluğu içinden görevlendirilmesi,  bu çelişkiyi ortadan kaldırır. Çünkü Âdem’in etrafında zaten başka insanımsılar(neandertaller) varsa, çocuklarının kiminle evlendiği sorusu hiç ortaya çıkmaz.

Bu okuma biçimi tamamen Kuran referans alınarak yazıldı. İtikadi bir sorun teşkil etmeyeceğini düşünürsek, bu şekilde tefekkür, yaratılışa bakışımızı değiştirecek ve ufkumuzu da genişletecektir.

Derleyen 

Nihat Taşdemir

23 Ekim 2025